Çocukluk dönemi, hayatın en masum ve savunmasız evresidir. Ancak ölüm kavramı, çocukları da etkileyebilen kaçınılmaz bir gerçektir. Çocuklarda ölüm, hem biyolojik hem de psikolojik olarak büyük bir etkiye sahiptir. Ölüm kavramı çocuklar için soyut ve anlaşılması zor bir konudur. Çocukların yaşı, gelişim düzeyi ve yaşam tecrübeleri, ölümü algılayışlarını belirleyen en önemli faktörlerdir. Örneğin, 3-5 yaş aralığındaki çocuklar ölümü geri dönebilir bir durum olarak görebilirler. Onlar için ölüm, uzun bir uyku ya da bir yolculuk gibi algılanabilir. 6-9 yaş arasındaki çocuklar ise ölümün geri dönülemez olduğunu kavramaya başlarlar ancak yine de ölümün herkesi etkileyeceğini tam olarak anlayamayabilirler. 10 yaş ve üzerindeki çocuklar ise ölümün kalıcı ve kaçınılmaz olduğunu daha iyi kavrarlar. Bir çocuğun ölümle doğrudan karşılaşması, yani sevdiği birini kaybetmesi ya da ölümle ilgili bir olaya tanık olması, onun psikolojik sağlığında derin etkiler yaratabilir. Çocuklar yas sürecini yetişkinlerden farklı yaşarlar ve duygularını ifade etmekte zorlanabilirler. Bu süreçte ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara ölüm kavramını anlayabilecekleri şekilde anlatmalı ve onların duygularını ifade etmelerine yardımcı olmalıdır. Bu konuda uzmanlardan yardım almak süre
Antalya Koleji Konyaaltı Kampüsü Ortaokul 6. sınıf öğrencilerine, Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzm. Dr. Senem Turan tarafından “Bana Neler Oluyor” konulu seminer verildi. Kızlara ve erkeklere yönelik ayrı ayrı yapılan ergenlik semineri sonunda öğrenciler merak ettikleri konular hakkında sorular sordu.
Dünyada gelişim döneminin özelliklerine göre nesillere özel isimler verilmektedir. ‘’ X NESLİ’’ 1961-1981 yılları arasında doğanlar için kullanılırken, ‘’ Y NESLİ ‘’ terimi 1981 ile 2000 yılları arasında doğanlar için kullanılmaktadır. X ve Y neslini takiben ‘’ Z nesli’’ ise 1990 sonları ile 2012 yılları arasında doğanları kapsamaktadır. Bu nesile aynı zamanda ‘’internet nesli’’ de denilmektedir. Z nesli X neslinin çocuklarıdır. Yeni sessiz nesil olarak da anılan bu nesil, sabırsız ve anlık zihne sahip, kendinden önceki neslin hırslarına sahip olmayan, içe kapanık, ‘’ gerçek insanlar’’la vakit geçirmekten pek hoşlanmayan olarak tanımlanırlar. Daha çok tüketim odaklı oldukları ve önceki nesilden farklı olarak kitap okumaktan hoşlanmadıkları ve sosyokültürel etkinliklere pek ilgi göstermedikleri söylenebilir. Z nesli daha çok bireysel takıldıkları belirtilmektedir. İnternet gençliği interneti yoğun biçimde kullanan ( oyun oynama, sohbet etme, arkadaşları ile iletişim kurma, yalnızlığını giderme, ) ve yaşamında internetin önemli bir yere sahip olduğunu düşünen ergenlerdir. İnternet gençliğinin özellikleri arasında şunlar vardır:
- İnternetin oyun ve eğlence aracı olarak görülmesi
- Kendisi ile hemfikir olduğunu düşündüğü kişi
Depresyon, çökkün duygudurum, düşünce – konuşma-fizyolojik işlevlerde yavaşlama, benlik saysında düşme, değersizlik-yetersizlik duyguları, güçsüzlük, isteksizlik, karamsarlık ve umutsuzluk ile karakterize bir durumdur. Çocuk ve ergenlikte depresyonun açık belirtileri nadiren gözlenir. Buna karşın depresyonun eş belirtileri olan kızgınlık, huzursuzluk, davranış sorunları, gerileme davranışları( alt ıslatma, kaka kaçırma vb), uyku bozuklukları, okul başarısızlığı, bedensel yakınmalar gözlenir. Çocuğun hangi belirtileri gösterdiği, belirtilerin şiddeti, stres faktörlerinin özelliğine, çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine göre değişiklikler gösterir. Bunları bilmek mevcut depresyonu gözden kaçırmamak adına çok önemlidir. Depresyon bebeklikten itibaren görülebilir. Tedavinin planlanması yaş dönemine göre farklılıklar gösterir. Okul öncesi dönemde oyun tedavisi, okul döneminde oyun tedavisi+ ilaçlar, ergenlik çağında psikoterapinin + ilaç tedavisi oldukça etkilidir.